19 Nisan 2014 Cumartesi

I've got nothing!

Letters To Juliet izlerken, denk gelen öbeklerden biri. Kolay, kullanışlı, duyulabilen, köşede beklemesi gereken bir kullanıma sahip.

“I’ve got nothing!” Kız patronuna telefonda, elindeki proje ile ilgili olarak rapor verirken elinde bir şey olmadığını ifade etmek için kullanıyor. Altyazı da ise çevirisi tam görüntüsü ile; “Bir şey bulamadım.” şeklindeydi. Sizin de patronunuza söyleyecek bir iki lafınız olsun gari ^_^ …

Diğer Şubemiz!


Adresimiz : 

12 Nisan 2014 Cumartesi

Tiresome

Çok saçma bir görüntüsü var lakin altyazı çevirilerinde hoş duruyordu.
"Tiresome" ...
"Bıktırıcı" şeklinde bir çevirisi vardı, altyazıyı ya da çeviriyi tam hatırlamasam da. Yine de "tiresome job" diye bir örnek versem, genelin derdini açmış olurum. Çağımızın hastalığı sadece para için çalışmaktan ötürü, bıktırıcı ya da yorucu mesleklere sahibiz.

13 Kasım 2013 Çarşamba

Got My Hands Full Over Here

"I've got my hands full over here."
Dizi izlerken karşıma çıkan bir öbek. Saf çevirisi ile bakarsak; "Şu an ellerim biraz dolu." şeklinde çevrilse de, manalı sahneye uyarlanan replik şekli verilen çevirisi ise "Şu anda meşgulüm." şeklinde olmuş...

Why On Earth...

"Why on earth would i?"
"Will you help us to read it?" diyerek yardım isteyen bir düşmanına verdiği cevap olarak kullanıyor, aktör bunu.
Daha önceden "What on earth" öbeği ile ilgili yazmıştım.Why'lısı da varmış.
"Neden böyle bir şey yapayım?" şeklinde çevirmişler.Yazılana abartı eklemek için kullanılan bir öbek gibi görünüyor....

4 Kasım 2013 Pazartesi

Of My Own Age

Altyazılarda gördüğüm bir kalıp takıldı gözüme. Çok basit ve kullanışlı bir öbek.
"Of my own age" 
"Benim yaşlarımda" "Yaşıtım" manasında. 

"There are four persons of my own age in my class." desek nasıl bir örnek olur ki?! Sınıfımda benim yaşlarımda - yaşıtım 4 kişi var. şeklinde kopyalar yapıştırırız  ^_^ ...

It's Too Much Sand For My Truck

"It's too much sand for my truck."
Bu cümleyi, facebook da gezinirken görmüştüm. Cümleden çıkartırılabilecek anlam gibi; yapabileceğinden ya da uğraşabileceğinden daha fazlası durumlar için söylenen bir cümle...

Aklıma şu anda; "Buz üstünde kalakalan eşşek" benzetmesi geldi nedense :) ...

9 Eylül 2013 Pazartesi

As Soon As


As soon as...
"As soon as I stepped on a bus, I could spot the criminal."
Bir kore dizisi daha çevirirken, gördüğüm bir cümleydi bu da.

Bir otobüse adım attığım anda, bir suçluyu fark edebilirdim. şeklinde çevirmiştim. As Soon As öbeğini de; derhal, anında, -diğinde, ... şekillerinde çevirebilirim...

Take Lightly

Taslağa alıp bıraktığım öbeklerden biri. O sebeple nerede gördüğümü hatırlamadığım bu cümleyi;
"You must not take her lightly."
"Onu hafife almamalısın." olarak çevirebilirim.

Take lightly;  hafife almak diyebilir miyiz?! ^_^ 

Putting Defences Up

Demi levato nun yeni şarkısı heart attack' i dinlerken kafama takılan bir öbek duydum.
 Putting defences up...
Şarkıda, tahmin edebileceğiniz üzere aşktan meşkten bahsediliyor. Aşağıda şarkı sözlerinin birazını yazıyorum. Lakin yukarıdaki öbek manasına bakarsak; "Savunma yapmak" "Kalkanları koymak" "Gardı almak." "Savunmaya almak" şeklinde bir sürü çevirisini buldum. En uygun olanı seçip hatta yenilerini bile kullanabilirsiniz, birkaç daha bir şey ekleyerek :) ...

Puttin’ my defences up
‘Cause I don’t wanna fall in love
If I ever did that
I think I’d have a heart attack

Never put my love out on the line
Never said yes to the right guy
Never had trouble getting what I want
But when it comes to you, I’m never good enough
When I don’t care

That Person Has Patience of a Saint!

Bugün bir video izlerken, beğendiğim bir sözü gördüm ve hemen yazayım dedim.Başlık metni şu şekilde idi;
"Little puppy chews on cat's ear! that cat has patience of a saint!"
"That cat has patience of a saint!" cümlesini "Bu kedide peygamber sabrı var." şeklinde çevirebiliriz...

9 Ağustos 2013 Cuma

You're the spicy/tricky one

You're the spicy one... 
"Çok munzur birisin."
Bu terimi filmlerde duymayan yoktur :)) 
You're the tricky one...
"Çok kurnazsın." 
şeklinde çevirileri mümkün görünüyor.Çoğaltmak istersek, "Kurnaz birisin.", ","Hilekarsın.", "Oyuncu birisin."...

Shadow someone

"My people shadow him." repliğini duyunca çok garipsedim.Sonuçta yıllar boyu shadow'u fiil haliyle hiç görmemiştim.
Burada konu; göz hapsine alınacak bir polis.Doğru şeyi yapıp yapmayacağını izlemek için, CIA'in onu gölge gibi sessiz sedasız takip edileceğinden bahsediliyor.Bu cümle de tamo sırada geçiyor.
"Adamlarım onu izleyecek." manasında çevirisi yapılmış.

9 Haziran 2013 Pazar

Sure Enough

"Sure Enough"
Kelimelerin anlamları; "yeterince emin olduğumuz" manasına geliyor.
"Gerçekten de" şeklinde "de" ekini ekleyerek baskılı bir efekt vermiş oluyoruz. Bana göre ^_^ .

21 Nisan 2013 Pazar

Speaking of which...

Speaking of which...
Şu pek de azımsanmayacak :) kısacık hayatım boyunca karşıma ilk defa çıkan bir öbek. Lakin gördüğüm anda ne olduğunu anlamam pek zor olmadı. Bu da ne kadar doğru bir yapı olduğunu ortaya çıkarıyor :))) .
"Hazır konu açılmışken..." ya da "Aklıma gelmişken..." gibi çevirisi yapılıyor.

20 Nisan 2013 Cumartesi

Side Dish

Ben kaynak ararken bulmakta biraz zorlandığım bir kelime. Sözlüğümü uçakta ağırlık yapmasın diye bıraktığımdan ötürü de olabilir tabi. Kendisi en az 3-4 kg gelirdi. Bu da x 4 euro ya da 8 euro demekti. Kelimemiz:
Side Dish...
çevirirken aklınıza yan tabak olarak da gelebilir :) pek bir benzer mecaz terimi olsa da "Meze" olarak karşımıza çıkıyor. Bon Apetit! ^_^
"I made rice and side dishes."    ::::>    "Pilav ve mezeler hazırladım." desek ;)

... really something

"... really something."
çok fazla kullanım alanı olan, her girdiği paragrafa göre de bukalemun gibi anlam değiştiren bir cümle.
Çoğu zaman "You're really something." şeklinde karşıma çıkan ve anlamı da "Gerçekten inanılmazsın." gibisine kullanılırım.
Ya da paragrafına göre "Ne kadar aptal bir şeysin." gibisine.
Çok değişken bir anlam taşıyan bu cümleyi çevireceğiniz metne göre uyarlarsanız süper olur...

27 Mart 2013 Çarşamba

Good riddance!

"Good riddance!"
Filminde sevgilisi tarafından terk edilen kız bu repliği kullanıyordu.
"Oh, be kurtulduk!" ya da "En sonunda kurtulduk!" anlamını taşıyordu...

24 Mart 2013 Pazar

What on earth...

What on earth...
şeklinde öbek cümlelerde "Allah aşkına" şeklindeki abartılı ifadelere destek olsun diye kullanılıyor.
Misal "What on earth are you doing here?" örneğinde:
"Allah aşkına, senin burada ne işin var?" olarak anlam kazanıyor...

20 Mart 2013 Çarşamba

Snap out of it!

Snap out of it!
"Kendine gelmek" ya da "alışkanlığı bırakmak" şeklindeki anlamları mevcut.
"Ayşe/Fatma snap out of it!"
"Ayşe/Fatma kendine gel artık!" gibi yorumlanabilir...