13 Kasım 2013 Çarşamba

Got My Hands Full Over Here

"I've got my hands full over here."
Dizi izlerken karşıma çıkan bir öbek. Saf çevirisi ile bakarsak; "Şu an ellerim biraz dolu." şeklinde çevrilse de, manalı sahneye uyarlanan replik şekli verilen çevirisi ise "Şu anda meşgulüm." şeklinde olmuş...

Why On Earth...

"Why on earth would i?"
"Will you help us to read it?" diyerek yardım isteyen bir düşmanına verdiği cevap olarak kullanıyor, aktör bunu.
Daha önceden "What on earth" öbeği ile ilgili yazmıştım.Why'lısı da varmış.
"Neden böyle bir şey yapayım?" şeklinde çevirmişler.Yazılana abartı eklemek için kullanılan bir öbek gibi görünüyor....

4 Kasım 2013 Pazartesi

Of My Own Age

Altyazılarda gördüğüm bir kalıp takıldı gözüme. Çok basit ve kullanışlı bir öbek.
"Of my own age" 
"Benim yaşlarımda" "Yaşıtım" manasında. 

"There are four persons of my own age in my class." desek nasıl bir örnek olur ki?! Sınıfımda benim yaşlarımda - yaşıtım 4 kişi var. şeklinde kopyalar yapıştırırız  ^_^ ...

It's Too Much Sand For My Truck

"It's too much sand for my truck."
Bu cümleyi, facebook da gezinirken görmüştüm. Cümleden çıkartırılabilecek anlam gibi; yapabileceğinden ya da uğraşabileceğinden daha fazlası durumlar için söylenen bir cümle...

Aklıma şu anda; "Buz üstünde kalakalan eşşek" benzetmesi geldi nedense :) ...

9 Eylül 2013 Pazartesi

As Soon As


As soon as...
"As soon as I stepped on a bus, I could spot the criminal."
Bir kore dizisi daha çevirirken, gördüğüm bir cümleydi bu da.

Bir otobüse adım attığım anda, bir suçluyu fark edebilirdim. şeklinde çevirmiştim. As Soon As öbeğini de; derhal, anında, -diğinde, ... şekillerinde çevirebilirim...

Take Lightly

Taslağa alıp bıraktığım öbeklerden biri. O sebeple nerede gördüğümü hatırlamadığım bu cümleyi;
"You must not take her lightly."
"Onu hafife almamalısın." olarak çevirebilirim.

Take lightly;  hafife almak diyebilir miyiz?! ^_^ 

Putting Defences Up

Demi levato nun yeni şarkısı heart attack' i dinlerken kafama takılan bir öbek duydum.
 Putting defences up...
Şarkıda, tahmin edebileceğiniz üzere aşktan meşkten bahsediliyor. Aşağıda şarkı sözlerinin birazını yazıyorum. Lakin yukarıdaki öbek manasına bakarsak; "Savunma yapmak" "Kalkanları koymak" "Gardı almak." "Savunmaya almak" şeklinde bir sürü çevirisini buldum. En uygun olanı seçip hatta yenilerini bile kullanabilirsiniz, birkaç daha bir şey ekleyerek :) ...

Puttin’ my defences up
‘Cause I don’t wanna fall in love
If I ever did that
I think I’d have a heart attack

Never put my love out on the line
Never said yes to the right guy
Never had trouble getting what I want
But when it comes to you, I’m never good enough
When I don’t care

That Person Has Patience of a Saint!

Bugün bir video izlerken, beğendiğim bir sözü gördüm ve hemen yazayım dedim.Başlık metni şu şekilde idi;
"Little puppy chews on cat's ear! that cat has patience of a saint!"
"That cat has patience of a saint!" cümlesini "Bu kedide peygamber sabrı var." şeklinde çevirebiliriz...

9 Ağustos 2013 Cuma

You're the spicy/tricky one

You're the spicy one... 
"Çok munzur birisin."
Bu terimi filmlerde duymayan yoktur :)) 
You're the tricky one...
"Çok kurnazsın." 
şeklinde çevirileri mümkün görünüyor.Çoğaltmak istersek, "Kurnaz birisin.", ","Hilekarsın.", "Oyuncu birisin."...

Shadow someone

"My people shadow him." repliğini duyunca çok garipsedim.Sonuçta yıllar boyu shadow'u fiil haliyle hiç görmemiştim.
Burada konu; göz hapsine alınacak bir polis.Doğru şeyi yapıp yapmayacağını izlemek için, CIA'in onu gölge gibi sessiz sedasız takip edileceğinden bahsediliyor.Bu cümle de tamo sırada geçiyor.
"Adamlarım onu izleyecek." manasında çevirisi yapılmış.

9 Haziran 2013 Pazar

Sure Enough

"Sure Enough"
Kelimelerin anlamları; "yeterince emin olduğumuz" manasına geliyor.
"Gerçekten de" şeklinde "de" ekini ekleyerek baskılı bir efekt vermiş oluyoruz. Bana göre ^_^ .

21 Nisan 2013 Pazar

Speaking of which...

Speaking of which...
Şu pek de azımsanmayacak :) kısacık hayatım boyunca karşıma ilk defa çıkan bir öbek. Lakin gördüğüm anda ne olduğunu anlamam pek zor olmadı. Bu da ne kadar doğru bir yapı olduğunu ortaya çıkarıyor :))) .
"Hazır konu açılmışken..." ya da "Aklıma gelmişken..." gibi çevirisi yapılıyor.

20 Nisan 2013 Cumartesi

Side Dish

Ben kaynak ararken bulmakta biraz zorlandığım bir kelime. Sözlüğümü uçakta ağırlık yapmasın diye bıraktığımdan ötürü de olabilir tabi. Kendisi en az 3-4 kg gelirdi. Bu da x 4 euro ya da 8 euro demekti. Kelimemiz:
Side Dish...
çevirirken aklınıza yan tabak olarak da gelebilir :) pek bir benzer mecaz terimi olsa da "Meze" olarak karşımıza çıkıyor. Bon Apetit! ^_^
"I made rice and side dishes."    ::::>    "Pilav ve mezeler hazırladım." desek ;)

... really something

"... really something."
çok fazla kullanım alanı olan, her girdiği paragrafa göre de bukalemun gibi anlam değiştiren bir cümle.
Çoğu zaman "You're really something." şeklinde karşıma çıkan ve anlamı da "Gerçekten inanılmazsın." gibisine kullanılırım.
Ya da paragrafına göre "Ne kadar aptal bir şeysin." gibisine.
Çok değişken bir anlam taşıyan bu cümleyi çevireceğiniz metne göre uyarlarsanız süper olur...

27 Mart 2013 Çarşamba

Good riddance!

"Good riddance!"
Filminde sevgilisi tarafından terk edilen kız bu repliği kullanıyordu.
"Oh, be kurtulduk!" ya da "En sonunda kurtulduk!" anlamını taşıyordu...

24 Mart 2013 Pazar

What on earth...

What on earth...
şeklinde öbek cümlelerde "Allah aşkına" şeklindeki abartılı ifadelere destek olsun diye kullanılıyor.
Misal "What on earth are you doing here?" örneğinde:
"Allah aşkına, senin burada ne işin var?" olarak anlam kazanıyor...

20 Mart 2013 Çarşamba

Snap out of it!

Snap out of it!
"Kendine gelmek" ya da "alışkanlığı bırakmak" şeklindeki anlamları mevcut.
"Ayşe/Fatma snap out of it!"
"Ayşe/Fatma kendine gel artık!" gibi yorumlanabilir...

17 Mart 2013 Pazar

Lack of manners

Lack of manners!
Öbek; "Görgüsüzlük" manasına geliyor.
"Please excuse my lack of manners!" olarak karşımıza sıkça çıkan bir öbek.
Örnek cümle ise; "Görgüsüzlüğümün kusuruna bakmayın!" ya da "Görgüsüzlüğüm için beni affedin!" ya da "Görgüsüzlüğümü bağışlayın, lütfen!" ya da "Kabalığımı mazur görün, lütfen!" denilebilir...

14 Mart 2013 Perşembe

On Purpose...

"Are you leaving me out on purpose?" cümlesinde görünce aklıma geldi
On Purpose.
"Bilerek" ya da "bile bile" ya da "kasten" anlamlarında kullanılır.
Yukarıda ki; cümlenin geçtiği yerde grup içindeki 2 kişi eski hatıralarından bahsederlerken, diğer bir kişi bu repliği söyler. Anlamı da; "Beni bilerek mi konu dışında bırakıyorsunuz?" gibi upuzun birşey oluyor. ^_^  

Look forward to...

Uzun zamandır kullanmadığım bir cümle.
Look forward to...
Hazırlıktayken karşıma çıktığında ileriye doğru bakmak manasında çeviriyorken "... dört gözle bekliyorum." manasında sıkça kullanıldığını keşfetmiştim.
"... iple çekmek" ya da "... heyecanla beklemek" derken çoğaltılabilen bir anlama sahip.
"Look to forward to it!" ::>> "Dört gözle bekliyorum!"

- Why are you so impatient?
- I'm looking forward to meet with you.
gibisinden örnekler verilebilir...

I'm all ears

Şimdi bir paylaşım gördüm, "I'm all ears." diyordu.
Manası da; "Dinliyorum." ya da "Dinlemeye hazırım." ya da bizim alıştığımız şekliyle "Kulağım sende!" ^_^ şeklinde yorumlanabilir.
- I'm gonna tell you something about him!
- Go, on.I'm all ears!
Diye kullanırsam yanılmam sanırım ^_^

10 Mart 2013 Pazar

Strapped for cash

Strapped for cash
"Nakite sıkışmak" ya da "Züğürt kalmak" denebilir.
Paranın olmadığı dönemlerde sıklıkla kullanılan bir öbek :)
"Are you deaf? I told you we're strapped for cash."
"Sağır mısın? Paramız olmadığını söyledim." ya da "Sağır mısın? Nakite sıkışık olduğumuzu söyledim."  gibi mi kullansak ^_^ ?

9 Mart 2013 Cumartesi

Scot Free

Türkçe'de çok fazla kullandığımız bir deyim olmasına rağmen şu ana kadar hiç denk gelmemiştim.
"Scot Free"
"Sağ salim" ya da "Kazasız belasız" gibi şekillerde kullanılacağını okudum.
"You've gotten rid of the big obstacle in your life you're scot free." cümlesine baktığımızda, "Hayatındaki büyük bir engelden kazasız belasız kurtuldun." demek yanlış olmaz sanırım...

Let go of

"Let go of ..."
" ...'i bırakmak" ya da "...'den vazgeçmek" bir huydan ya da yapılmaması gereken bir şeyden bahsederken kullanılan bir kalıp.
"I realized I was being selfish and I let go of that." cümlesinde "Bencil olduğumu fark ettim ve bunu  bırakacağım." gibi çevirirsem pek de yanlış sayılmam sanırım :) ...

Get ... Cover

"I've got us covered." repliğini görünce yazmam gereken bir şey olduğunu anladım.
Parasızlıktan bahsedilen bir durumda, durum kontrol altında demek için kullanılmış bir cümle.
"Get ... covered" 
"Don't worry, i got this covered." şeklinde bir örnekten; "Endişelenme, ben hallederim." anlamı çıkıyor.
Halletmek, toparlamak, işleri yoluna koymak,...
Kız ve oğlan kahve içmeye giderler ve 2 kahve siparişi verirler tam bu sırada ödeme sahnesi geliyor.Oğlan atılıp, "Don't worry, i got it covered." der ve hesabı öder.
Arkanızı kollayan biri olduğunda, sizin için işleri toparlayacak biri olduğunda ağzından bu laf çıkacak gibi duruyor ^_^...

Take your time

Şimdi bir replikte görünce aklıma geldi, "Take your time." bu cümleyi ilk görüşümde ingilizce bir kitap okuyordum.Dönem ödeviydi sanırım.O zaman çok garip gelmişti.
Replikte şu şekilde:
- Let me go get my coat.
- Take your time.
Kız paltosunu alacağını, adamda acele etmemesini söylüyor.
Cümlemiz; "Acele etme." şeklinde kullanılabilir...

Run into

Sahnede adam patronu ile konuşuyor ve kız arkadaşına rastladığı için adamın söylediği yalanları yakalamış oluyor. "Run into"
"Rastlamak", "Karşılaşmak" ve "çarpışmak"
I ran into your girlfriend yesterday.
Düz mantık düşününce çok absürt bir çeviri ortaya çıkıyor ^_^ . Ancak ingilizcedeki deyim manasına baktığımızda; bu sahne için "Dün kız arkadaşına rastladım." ya da "Dün kız arkadaşınla karşılaştım." anlamı ortaya çıkıyor.
Diğer yandan çevirdiğim sahne dışında, "Dün sevgilinle çarpıştım." manasıda kullanılıyor...

Go off air*

"Go off air"
İnternette dolanırken, bu terim karşıma çıktı.Kendisini ele verse de emin olabilmek açısından "yayından kalkmak" denildiğini belirtebilirim...

8 Mart 2013 Cuma

Not at all!

İlk başladığımız zaman karşımıza çıktığında bu nedir ya diye kafayı bozduran, kelimeleri hatırladım bir an.Onları yazmamak olmaz.O sebeple...
Gündelik konuşmalarda sıkça karşılaştığımız bir öbekten bahsetmek istiyorum: "Not at all!"
Genelde karşımıza "Rica ederim." manasında çıkan bu öbek.Minnettar anlamlı cümlelerden sonra sıkça yer alıyor.
"Rica ederim." "Birşey değil." gibi çevrildiği zamanlar dışında, ayrıca "Hiç de bile." manasında da görebiliriz.Kendisinden önce gelen cümleye göre karar verilmeli.
Benzeri olarak; "You're welcome." daha çok tercih edilmektedir ki "Rica ederim." anlamını taşır.
Ya da daha da kibarlaştırılmış olarak genelde tavlama cümlesi olarak görülen ^_^  "My pleasure." ifadesi de tercih edilmektedir ki, bu da "Benim için zevktir." manasını taşır...

6 Mart 2013 Çarşamba

Keepsake

Görünce, hoşlandığım bir kelimeden bahsetmek istedim.
Keepsake. 
Hatıra, yadigar manasına geliyor. Benim gördüğüm cümle aşağıdakine benzer bir şeydi.
"We should create some keepsakes to show that them."
Manası ise; Onlara göstermesi için birkaç hatıra yapabiliriz. Bana çok saçma gelse de; "Onlara göstermesi için birkaç hatıra oluşturmalıyız." şeklinde bir anlama sahip.
Mantıklı bir cümle oluşturmadım kafamda.Oluşturunca güncelleme yapmalıyım...

5 Mart 2013 Salı

What's got into ...

Şimdi çok sık karşılaştığım bir replikten bahsedeceğim.
Bazılarımıza basit gelse de, ilk defa gören birini yanıltabilecek cinsten bir öbek diyebilirim.
"What's gotten into her/him?"  
"İçine ne kaçmış?" yerine göre bence gayet esprili oluyor olsa da, Türkçe'de biraz anlam kayıyor.Bu sebeple ben genelde, "Bu kadının nesi var?" ya da "Bunun nesi var?" şeklinde çeviriyorum.
Sahnedeki samimiyete eklenebilecek kelimelere göre değişken, yeniden replik döşüyorum ^_^ .
"Neden böyle davranıyor?"
Normalden farklı davranan kişinin, davranışı için kullanılan bir söz...

To be way out of line

Çoğu yerde "sınırı aşmak" olarak tarif edilmiştir.
Benim çevirdiğim; kızgınlık anında hata yapmış bir ufaklık için amcası tarafından kullanılan bir ifadedir.
"She was way out of line."

Girizgah ^_^

İnternette çoğu zaman aradıklarımız arasında kayboluruz.Aradığımız şey, bir kelimenin çevirisi hakkında ise işimiz daha da zorlaşır zira herkesin ayrı bir yorumu vardır, diğer diller arasında onu kendimize uygun bir şekilde çevirmeye uğraşırız.Bu sebeple internette rastladığım ve kendimce çevirdiğim bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.En azından bir gün işe yarar bir arşiv elde etmiş olurum düşüncesi belirdi kafamda.
Burada yazacaklarım; sözlüklerden alıntılanacaktır.Deyimlerin olduğu sitelerden Türkçe'ye çevrilme çabası ile buraya aktarılacaktır.
Ne kesin bir hükmü, ne de kesin bir doğruluğu vardır.Mantıklı olduğuna inanıp kullanmak sadece size kalmıştır...